Diyarbakır’ı koruyan taşlar: Sur ve Suriçi

Diyarbakır'da gezilecek yerler. Görsel: Melih Daşgın

Last Updated on 2 Ocak 2023 by Turizm Günlüğü

Diyarbakır… Belki görülecekler listesinde olmayanlardan ya da gelmek için fırsat kollayanlardansınız. Her iki tarafın sesi olacak şekilde başlıyoruz. Sur ve Suriçi.

Adı gibi barındırdığı güzellikler de gizemli bu şehrin. Bir gezgin olarak Diyarbakır’a gittiğinizde neresinden başlayacak, ya da bu şehir nasıl gezilir karmaşası kendiliğinden oluşacaktır. Bu zihin karmaşasını bir kenara bırakıp Diyarbakır’ın harmonisine kendinizi kaptıracağınız deneyimleri okumaya koyulalım. Belki de kendinizi Diyarbakır’da hissedebileceğiniz yegâne yer Sur ilçesi. Hatta onun da kalbi olan Suriçi kısmı. Sur, adını etrafını çevreleyen surlardan alıyor. Hepsi birbirine yürüme mesafesinde olan yerlerin neredeyse tamamı bu surların içinde. Surların çevrelediği yerin içerisine verilen isim ise Suriçi. Suriçi’ne geçmeden önce biraz surlardan bahsedelim şöyle; Sur ve Suriçi.

Tourism Diary MAG 7. Sayısı Diyarbakır Gezi Rehberini okumak için tıklayın.

Keçi Burcunda Sizi Bekleyen Sürpriz

Dünyada Çin Seddi’nden sonra en uzun sur olma özelliği taşıyan surlar toplam 5 kilometre uzunluğunda, 5 ila 12 metre yüksekliğinde ve 3-5 metre kalınlığında inşa edilmiş. İç ve dış sur olmak üzere iki sur şeklinde yapılmış ancak dış sur günümüzde yıkılıp yok olmuş. İç surlar ise çeşitli dönemlerde yapılan iyileştirmeler sonucu (ki günümüzde halen devam etmekte) iyi durumda denilebilir. 4 ana kapısı ve çeşitli burçlardan oluşan surların üzerine çıkma fikrine sahipseniz, Keçi Burcu taşıdığı bir sürpriz ile sizi bekliyor.

İhtişam Onun Diğer Adı

Sürprizi merak mı ettiniz? İşte karşınızda UNESCO Dünya Miras Listesi’nde yer alan “Hevsel Bahçeleri”… Tüm ihtişamı ile gözleriniz önünde olan bu bahçe ‘UNESCO Listesi’ne girebilecek kadar neden önemli ki böyle’ diye merak edebilirsiniz. Onu da şöyle yanıtlayayım; konum olarak, El cezire (Yukarı Mezopotamya) zaten tarih boyunca Bereketli Hilal’in bir parçası. Binlerce yıldır burada yaşamış insanlara verimli toprakları sayesinde çok çeşitlilik sağlamasının yanı sıra sahip olduğu habitat ile çok farklı türlerin ihtiyaçlarına da karşılık vermiş. İşte bu özelliklerinden ötürü Hevsel Bahçeleri uluslararası önem taşımakta ve listede kendisine yer bulmakta. Sur ve Suriçi.

Şehrin Yıllara Meydan Okuyan Kalbi

Burayı tamamladıysak artık Suriçi’ne giriş yapabiliriz. Anadolu’nun en eski camisi “Ulu Camii” şehrin adeta yıllara meydan okuyan kalbi. 639 yılından bu yana ayakta duran Ulu Camii, her ayrıntısı ayrı ayrı incelenecek kadar eşsiz bir mekân olma özelliği taşıyan en güzel tarihi eserlerin başında geliyor. Ulu Camii, sırasıyla Kâbe, Ravza-i Mutahhara, Mescid-i Aksa, Suriye Şam Emevi Cami’den sonra İslam’ın 5. Harem-i Şerifi olarak kabul ediliyor. Yani bu dört yerin ardından gelen en önemli merkez! Yapımında kullanılan bazalt siyah taşlar ve içerisindeki yekpare sütunlar sayesinde emsallerinden kolayca ayırt edilebilir. Ayrıca avlusunda bulunan şadırvanı, 800 yıllık güneş saati ve kitabeleri ile Diyarbakır’da görülmesi gerekenlerin başında. Avlusundan ulaşılabilen Mesudiye Medresesi de Ulu Camii’den ayrılmadan görülecek yerler arasında.

Soluklanmayı Sevenler İçin Ne Büyük Haz

Ulu Cami’den çıkıp kalabalığı takip ettiğinizde varacağınız yer; Hasan Paşa Hanı. 1500’lü yıllardan kalma iki katlı, ortasında şadırvanı olan han günümüzde Diyarbakır kahvaltısı denince akla ilk gelen yer oluyor. Bu tarihi hanı sadece kahvaltı ile özdeşleştirmek elbette yanlış olur. Hana girip tarihin kokusunu buram buram içinize çekebilir, eğer kahvaltı kokusu ağır bastıysa elbette kahvaltı yapabilir ya da bir kahve içebilirsiniz. Ama dilerseniz kahve için sizi ortasında ulu bir dut ağacı olan bir başka hana; “Sülüklü Han’a” alabiliriz. Adını burada bulunan kuyudan çıkarılan sülüklerden alan bu otantik mekânda sadece kahve değil, reyhan şerbeti, Süryani şarabı gibi içecekleri de tüketebilirsiniz. Günümüz işletme dünyasında hala geleneksellik konusunda ısrarcı olan bu tarz mekânların en güzel örneği Sülüklü Han diyebiliriz. Sur ve Suriçi.

 

Şimdi Bir Dilek Tutun!

Sülüklü Han’ın yanındaki demir ustalarını kat edip, iki sokak ilerlediğinizde, altından 7 defa geçerseniz tuttuğunuz dileğin kabul olacağına inanılan Dört Ayaklı Minareyi görebilirsiniz. Üzerine inşa edilen 4 sütun, İslam’ın Hanefi, Şafi, Hambeli ve Maliki mezheplerini simgeliyor ve haliyle de dünyada bir benzeri bulunmuyormuş. Buradaki dileğinizin kabul olması temennilerimizle. 🙂 Dört ayaklı minare karşısında, geçtiğimiz mayıs ayında biten tadilatı sonrası tekrar hizmete açılan “Surp Giragos Ermeni Kilisesi” Diyarbakır için kullandığım harmoni kelimesinin yapı taşlarından bir diğeri.

Bir Kayboluş Size Eşsiz Şeyler Buldurabilir

Bu denli geniş bir yelpazeye sahip şehirde Mimar Sinan’ın bir eserinin de olduğunu beklemek pek tabi yanlış olmayacaktır. Dönemin valisi Behram Paşa’nın kendi adını verdiği; Behram Paşa Camii’si tamamen kesme taştan yapılmış olup içerisindeki oniks taşları ile görülmeye değer bir eser. Mimar Sinan’a ait olduğu söylenen bu eseri bulmak için Suriçi’nin dolambaçlı sokaklarında kaybolmanız çok olası. Ama bırakın kaybolun, belki Diyarbakır’ın en görkemli ve en büyük konağı; “Cemil Paşa Konağı” dar Sur sokaklarında siz gezerken önünüze çıkıp sizi kaybolmanın stresinden hızlıca arındırabilir. Geniş avlusu, bakımlı bahçesindeki kudretli ağaçları ve kesme bazalt taşlardan yapılmış yapısı ile oldukça görkemli olan bu konak günümüzde Diyarbakır Kent Müzesi’ne dönüştürülmüş olup, Diyarbakır kültürüne ait birçok öğeyi barındırmakta. Diyarbakır’ın en önemli dini merkezlerinden bir diğeri olan, milattan önce güneş tapınağı olarak kullanılan “Meryem Ana Süryani Kadim Kilisesi” sonuna kadar hissedebileceğiniz bir diğer inanç merkezi. Kalan 20 kişilik cemaati ile ibadete devam edilen kilise şehrin en çok ziyaret edilen kiliselerinin başında geliyor. Eğer cemaatinden birisine denk gelirseniz, tarihi konusunda çok ilgi çekici bilgiler edinebilirsiniz! Sur ve Suriçi.

Diyarbakır Atatürk Müzesi. Görsel: Melih Daşgın
Gez, Keşfet, Hisset

Suriçi’nde bulunan cazibe merkezleri içinde zamanınızı en çok geçirmenize sebep olacak yerde sıra. İçkale. Kentin ilk yerleşim yeri olarak kabul edilen İçkale, uzun süren restorasyon çalışmaları sonucu oldukça güzel bir hal almış durumda. Açık hava müzesi formatında olan İçkale’de; Arkeoloji Müzesi, Amida Höyüğü, Artuklu Sarayı, Hz. Süleyman Camisi, Artuklu Kemeri, Aslanlı Çeşme, cephanelik, cezaevi, St. George Kilisesi ve Atatürk Müzesi yer alıyor. İçkale’de yapacağınız gezinizde molayı, Müze’nin Kahvesi‘nde Hevsel Bahçeleri manzarası eşliğinde verebilirsiniz.

Suriçi’nde Edebî Bir Hatıra

Pek çok konak olduğunu duymuş olabilirsiniz Diyarbakır’da. Kimisi ünlü bir yazara kimisi devlet büyüğüne kimisi de dönemin soylu ailelerine ait olan. En güzel örneklerinden bazılarını Diyarbakır’da dünyaya gelmiş ve edebiyatımızda önemli yer edinen, Cahit Sıtkı Tarancı Müzesi, Ahmet Arif Edebiyat Müzesi ve Ziya Gökalp Müzesi adı altında ziyaret edebilirsiniz. Hatta şehrin sahip olduğu renkli yaşamların butik bir halde sunulduğu “Diyarbakır Kültür Evi” Suriçi’nde bulabileceğiniz konaklardan bir diğeri. Şehrin dokusuna uygun döşenmiş avlusunda oturup, yöreye has şarkı ve türküleri dinleyebilir, hatta bir anda kendinizi halay başında bile bulabilirsiniz…

Diyarbakır On Gözlü Köprü. Görsel: Melih Daşgın
Tek ve Alternatifsiz Bir Köprü

Buraya kadar kendinizi Diyarbakır’da hissetmeye fazlasıyla başlayabilirsiniz. Ama daha değil! Henüz, Atatürk’ün Diyarbakır’da Kolordu Komutanı iken karargâh olarak kullandığı “Gazi Köşkünü” ve Diyarbakır’ın reklam yüzü “On Gözlü Köprüyü” görmediniz. Tarihte Dicle’yi aşmanın ve şehre ulaşmanın tek yolu olması, günümüzde ise kavurucu Diyarbakır sıcağında bir nebze de olsa serinleyebileceğiniz bir özellikte olması On Gözlü Köprüyü Diyarbakır’ın sahip olduğu en ilgi çekici yerlerin başına koymakta.

GELMEK İSTEMEYENLERE NOT

Diyarbakır’a gelmeyi düşünenler için Suriçi ve yakınlarında bulunan güzelliklerin sonuna geldik. Şimdi ise gelmek istemeyenler için söyleyeceklerime:

Şehir güvenli mi değil mi?: Buraya geldiğinizde bakışların size yöneldiğini ve sizin farklı olduğunuzu hemen hissedeceksiniz. Ama bu demek değildir ki istenmiyorsunuz. Aksine misafirperver yapıları sayesinde her daim el üstündesiniz. Turist olarak gittiğiniz yerlerde durmanız gereken yer ve zamanlar bellidir. Aksi durumda problem yaşama ihtimali doğabilir. Diyarbakır’da da biraz daha hassas olmanız gerekebilir. Ama asla gelmemeniz için bir sebep değildir. Yukarda bahsettiğim görülmesi gereken yerleri bir kenara bırakın, gelmediğinizde kaçıracağınız lezzetlerden hiç bahsetmiyorum. 🙂

Nerede ne yenir ne içilir?: Bu tarzda öneriler görecelilikten ve mekânın değişen süreçlerden etkilenme durumundan dolayı farklılık arz edecektir. Ama Diyarbakır’a gelecekseniz mutlu olacağınızı biliyorum. 🙂 Çünkü burası ciğerin ve lahmacunun başkenti! Kahvaltı yapayım derseniz, harika konaklardaki, yöresel lezzetlere hayran olabilirsiniz. Peki ya üzerine şerbetli tatlı keyfi? İstemediğiniz kadar tatlı dükkânı da sizinle! Diyarbakır gastronomi açısından bile tercih edilmesi gereken başlıca şehirlerimizden, haberiniz olsun…

Son olarak: Diyarbakır’da tarih kokan yerlerin dışında gezilecek mekanlar da yok değil. Tiyatro, sergi, konser gibi kültür-sanat anlamında her türlü etkinliği Diyarbakır’da bulabilirsiniz. Özelikle Keçi Burcu altında tarihin dokusuna uygun açılan çağdaş sergileri ve yapılan etkinlikleri kaçırmayın.

Ülkemizin karakteri olan şehirlerinin başında gelen Diyarbakır için yapacağınız seyahat planı ile beklentilerinizin çok daha fazlasını bulacağınızdan emin olabilirsiniz! Bu arada biz Doğu’nun Paris’i mi değil mi sorusuna cevap bulamadık ama bulduğumuz bir cevap var; iyi ki gelmişiz… (:

Önceki İçerikİstanbul Yılbaşı Konserleri nerede?
Sonraki İçerikYeni yılınız kutlu olsun
Farklı yaşamların ve kültürlerin bende yarattığı heyecanla, gezip görmeyi bir tutku haline getirmiş kişi. Genlerde var olan keşfetme arzusu ile sahip olduğum heyecanı birleştirerek yeni yerlere ayak basmakta ve buraları çok sevdiğim fotoğraf çekme hobimle ölümsüzleştirmekteyim. Sadece hayat arkadaşım değil, aynı zamanda seyahat ikizim/modelim olan eşim Özlem ve tek amacımızın onu çok büyük bir gezgin yapmak olduğu oğlumuz Mete ile sürekli yeni ülkeler, farklı kültürler, keyifli anlar ve maceralar yaşamak ve yaşadığımız bu muhteşem anıları sizlerle paylaşmak için buradayım. Sayıdan çok hissettirecekleri ile yeni rotalar çizmek ve yeni yerleri keşfetmek isterseniz, anılarda buluşmak dileğiyle…